HOŞ GELDİN EY RAHMET AYI!…

HOŞ GELDİN
EY RAHMET AYI!…

Prof. Dr. Bayram Altan

İSAK Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı

 

Değerli okurlarım,

Bugün 11 Mart 2024

Yeryüzünde yaşayan 2.000.000.000 (iki milyar) müslüman, 11 ayın
sultanı olan Ramazan ayına kavuşmanın sevincini, huzurunu ve
mutluluğunu yaşıyor…

Bizi bu yılın Ramazan ayına kavuşturan ve bu mutluluğu yaşatan
Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Ramazan ayı, mü’minler için büyük bir fırsat ve ganimet ayıdır.
Ramazan ayı, İlahi rahmet ve mağfiretin fevc fevc yeryüzüne indiği,
bereketin arttığı, huzur ortamının oluştuğu kudsi bir aydır.
Ramazan ayı, birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma ayıdır.
Ramazan ayı, fakir, yetim, kimsesiz ve yardıma muhtaç insanların
daha fazla sevindirildiği mübarek bir aydır.

Ramazan ayı, faziletlerle, iyilik ve güzelliklerle dopdolu olan bereket
ayıdır.

Hidayet, nur, feyiz ve şifa kaynağı olan Kur’an-ı Kerim bu ayda nazil
olmuş, nefisleri terbiye eden oruç bu ayda farz kılınmıştır. Mübarek
Kadir Gecesi bu ayın son on gününün tekleri içindedir.
Bu ayda tutulan oruçların sevabı diğer günlerde veya aylarda
tutulan oruçlarla mukayese edilemeyecek kadar çoktur.
Bir yıl boyunca insanı isyana zorlayan, günah işlemeye sevk eden,
ibadet, dua ve niyazdan uzaklaştırmaya çalışan nefis, bu ayda
yapılan gayret ile terbiye edilir.

Değerli Okurlarım, bu ay, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin
”Ramazan ayı geldiğinde; Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları
kapanır ve şeytan(lar) zincire vurulur” ( Riyazu’s Salihin, C.2, S.489)
buyurduğu müstesna bir aydır.

Cenab-ı Hak, Ramazan ayı ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerimde şöyle
buyuruyor:

“(O sayılı günler)Ramazan ayıdır ki, Kur’an onda (Kadir Gecesi’nde
Levh-i Mahfuzdan dünya semasına) indirilmiştir. (O Kur’an ki)
insanlara mahz-ı hidayettir(yani hidayet kaynağıdır). (Kur’an) doğru
yolun, Hak ile Batılı ayırt eden hükümlerin nice açık delilleridir. Öyle
ise, içinizden kim o aya erişirse onu (yani orucunu) tutsun. Kim de
hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa; o halde, başka
günlerde oruç tutamadığı günler sayısınca orucunu tutsun (yani kaza
etsin). Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez”(Bakara Suresi,
Ayet:184-185)

Müslümanları; manevi kirlerden temizleyen, günah gayyasına
düşmekten koruyan, Allah’a ibadet etmenin şuuruna erdiren,
ibadet, dua ve niyazların manevi zevkini tattıran oruç, hicretin ikinci
yılında ve Medine-i Münevvere’de farz kılınmıştır.
Oruç, fecirden(yani şafaktan) güneş batışına kadar yemeden
içmeden ve cinsel arzulardan uzak durmaktır. Bunun için niyet
etmek şarttır. Kalben niyet edilebilir. Sahura kalkmak da niyet
sayılır. Ancak dil ile söylemek sünnettir.

Oruç, inanarak ve sevabını Allah’tan ümid ederek, içine riya
mikrobu karıştırmadan halis bir niyetle ve yalnız Allah rızası için
tutulur. Yoksa rejim yapmak, 11 ay boyunca yorulan vücudu ve
sindirim sistemini dinlendirmek için oruç tutulmaz. Tutulsa da İslami
anlamda oruç sayılmaz!…

Sağlıklı, akıllı ve baliğ (ergen) olan, hasta ve yolcu olmayan, bütün
erkek ve kadın müslümanlara, Ramazan ayında bir ay oruç tutmak
farzdır.

Hasta olanlar sağlıklarına kavuşunca, yolcu olanlar yolculuktan
dönünce, hayız ve nifas halinde bulunan kadınlar da bu hallerinden
kurtulup temizlenince tutamadıkları oruçları, kaza ederler. Kazaya
kalan oruçlar, birbiri ardınca tutulabileceği gibi ara verilerek de
tutulabilir.

Değerli Okurlarım, oruç, şefkat ve merhamet duygularını geliştirir.
Zengin ile fakir arasındaki uçurumları giderir. Sevgi ve kardeşlik
bağlarını kuvvetlendirir. Gurur ve kibir gibi nefsi azgınlaştıran
manevi hastalıkları tedavi eder.

Oruç, cimriliği giderip yerine cömertliği, maddi hırsları izale edip
yerine Allah yolunda harcamayı teşvik eder ve Ramazan günlerinde
iftar edecek yiyeceği bulunmayan ihtiyaç sahiplerini sevindirmeyi
temin eder.

Oruç, ebedi hayatı hatırlatır. Bu dünyada yaptığımız işlerin bir bir
hesabını vereceğimiz ahiret hayatına hazırlanarak ebedi saadet ve
mutluluğa kavuşmamızı, Allah’ın rızasına ve Peygamberimiz (s.a.v)
Efendimizin şefaatine nail olmamızı, Cennet’e girebilmeye hak
kazanmamızı sağlar.

Orucun maddi ve manevi pek çok fayda ve hikmetleri vardır. Yeter
ki oruç, Allah rızası için tutulsun.

Değerli Okurlarım, insan vücudu, akıl almaz mükemmel, şaheser bir
makinadır. Ancak bazı insanlar inançsızlıklarından kaynaklanan
endişelerle perişan ederler. Biz de, yanlış ve aşırı beslenmelerle onu
yıpratırız.

İşte oruç, insan bedeni dediğimiz evrenin en harika maddesel
temsilcisi olan sağlığımızı baştan sona her türlü yıpranmışlıktan
arıtan harika bir reçetedir.

Orucun insan sağlığına etkisi ve faydası, saymakla bitirilmez. Ancak
en önemli etkisi karaciğer ve damarlar üzerindedir. Bu etkiler ise,
bütün sağlığımızın temel taşlarıdır.

Karaciğer, vücudumuzun dev kompütürlerle çalışan harika kimya
laboratuvarıdır.

Bir yandan sindirim için en zor sorun olan yağları sindirir, bir yandan
da besinleri depo eder, ihtiyaca göre onları çözer, diğer yandan
mikroplara karşı zehirler imal eder. Özellikle kemik iliğinde kan
yapan hücreler için temel maddeler hazırlar.

Vitamin ve hormonlar ile kandaki iyot dengesinin bütün işleyişinden
karaciğer sorumludur. Karaciğer hücreleri Ramazanın her gününde 6
saat dinlenmiş oluyor. Bu dinlenme sayesinde bir yıl boyunca güçlü
çalışma kanı bulmuş olacaktır.

Oruç, karaciğer için gerçek anlamda bir yaz tatilidir.
Gençliğinden beri kesintisiz olarak oruç tutan müslümanlar,
kesinlikle karaciğer yorgunluğu ve iflasıyla ilgili rahatsızlık
çekmezler.

Orucun damar üzerine etkisi ise, akılalmaz bir tedavi mekanizması
niteliğindedir. Damarların en büyük düşmanı, kandaki aşırı besin
maddeleri, özellikle de bunların yakılamayan artıklarıdır.
Değerli Okurlarım, günümüzde bütün tıp çevreleri, ihtiyarlığın ve
yıpranmışlığın tek sebebi olarak bu olayı göstermektedir.
Damarlarda besin artıklarının birikmesini engelleyen en harika
tedbir şüphesiz ORUÇ’tur.

Günümüzde oruç tutmayanları izlediğinizde görürsünüz ki; hemen
hepsi belli bir yaştan sonra doktor doktor koşarak karaciğer testi ve
damarları tıkayan kolesterol testi peşindedir.
Çoğu zaman, küçük tansiyonlarının yükselmesi nedeniyle sağlıkları
ciddi şekilde tehdit altındadır.

Devamlı oruç tutanların damarları ve küçük tansiyonları daima
sağlamdır.

Değerli Okuyucularım, oruçlarımızı ibadet niyetiyle tutalım.
Mübarek Ramazan gecelerini Kur’an okuyarak, teravih namazı
kılarak, ibadet, dua ve niyazla ihya etmeye çalışalım.
Unutmayalım ki; yaratılış gayemiz, “Yaratan’a gerçek anlamda
kulluk etmek”tir.

Tarih boyuna ibadetten yüz çevirenler; bela, sıkıntı ve
musibetlerden, ruhi bunalımlardan kurtulamamıştır. Ve yaratılış
gayelerinden uzaklaştıkları için de asla kurtulamayacaklardır.
Oruçlarımızı Allah rızası için tutalım. Kalplerimizi Kur’an nuruyla
aydınlatalım. Ruh sadeliğine ve gönül huzuruna kavuşabilmek için
Ramazan gecelerini ibadet, dua ve niyazla ihya etmeye çalışalım.
Çocuklarımıza da oruç tutmalarını öğretelim. Onlara hediyeler
vererek oruç tutmaya teşvik edelim.

Yüce Dinimizin bütün ibadetlerinde derin hikmetler gizlidir. Bu
hikmetleri kelimelerin dar kalıpları arasına sıkıştırmak mümkün
değildir.

Özellikle de oruç, Ramazanın manevi sırrıyla rahatlayan,
endişelerden ve ihtiraslardan uzaklaşan insanın horman ve sinir
sistemi üzerinde fevkalade düzenleyici etki yapmaktadır.
İşte bunun için avazımın çıktığı kadar seslenmek istiyorum:
“Ey insanlar, canınızı kurtarmak istiyorsanız oruç tututun!…
…Ve düştüğünüz çıkmazdan kurtulmak istiyorsanız, mutlaka İslamın
kurtuluş gölgesine ve ibadetlerin mutlu kanatları altına koşun!…”
Ramazan ayınız mübarek, dualarınız kabul, ibadetleriniz makbul
olsun…